Hikayesiz yol olmaz…

Yollara düşmüştüm arabamla ekmek için iş için, bütün köyler bizimdir misali sakin sahillerin sakin köylerinden birinde Yeşilovacık’ta mola verdim.

Direksiyonu tutmaktan 2700 km boyunca yolda olmaktan nerdeyse kollarım omuzlarımla sanki bir bütün olmuştu.

Selamımı verdim kahvenin önünde oturan kalabalığa hepsi sağ elini kalplerinin üzerine koyarak aldık kabul ettik dediler demesine ama sonsuz saygıyla başlarını da eğip tastik ettiler.

Biraz muzipçe bir eda ile ;
-Az önce köyün girişinde bir yolumu kesti ve dediki dedim;
-Eğer ki köyümüzün kahvesinde çay içmeden geçeceksen şimdi arabanın camlarını kıracağım dedi, dedim.

Yaşını 85-90 tahmin ettiğim ihtiyar bastı kahkahayı ve gülerken;
-O yol kesen herif bu kahvecinin biraderi ikisi ortak, dedi demesine ama kahvedeki herkes bastı kahkahayı.

Yaşının 64 olduğunu öğrendiğim kahveci ihtiyara;
-Laf dilinin ucundamıydı nerden uydurdun, derken ocağın başında benim çayımı hazırlamaya koyuldu.

Herkesle hoş bir sohbetin içine daldık. Nereliydim ne gezerdim ne iş yapardım vs. ne varsa epeyce kaynattık.
Çayımızı içerken dedim ki;
-Epey oldu belki 7-8 sene önce defalarca ava geldiğimi ve yaşlı bir amca vardı ismi Koca Tahir’di beraber kaç kere ava gittik tanışmıştım ne durumdadır öldümü sağ mı? dedim.

Bizim yaşlı sevimli ama bir o kadarda muzip ihtiyar eliyle çok uzaklarda bir tepede çalışan işmakinası kepçenin bir yeri kazmasını eliyle gösterek;
-Bu kepçe Koca Tahir’in mezarını kazıyor ama normal bildiğin mezardan değil karar verdik dikine kazdırıyoruz. Çünkü Koca Tahir kocaman adam mezarlıkta çok yer kaplar, dedi demesine kahkaha tufanı bir daha koptu.

Meğerse Tahir amcamız sağmış ve bizim ihtiyarda onun çok samimi arkadaşıymış. İçimden ömürlerinin çok uzun olmasını diledim. Derken mola bitmişti ayrılma vakti dedim herkesle tokalaştık.
Kendilerine eyvallah diyerek arabama yöneldiğimde kahvenin yan sokağından birisi yola çıktı ve el kaldırdı. Durdum Silifke’ye kadar kendisini götürmemi rica etti.

Kahvenin önündeki ihtiyar sesleniyor;
-Parasını almadan salma haaaaa…

Yine herkes gülerken biz yola koyuluyoruz. İki üç dakkalık hoş beşten sonra bir ara adamda bir huzursuzluk seziyorum. Taş olsa konuştururdum misali bir yaklaşımla neyin var tatsızsın abi diyorum.

Aramızda 15 yaş olmasına rağmen saygısındanmıdır, arabamda olduğundanmıdır, yoksa anlatacağının üzerindeki ağırlığındanmıdır;

-Ya abi çok canım sıkkın, diyor.
Estağfurullah ne abisi sağlığına birşey olmasın sıkma canını geçer hepsi zaman herşeyin ilacıdır diyorum.

Doluydu içi, ağırdı içindekiler, başladı anlatmaya ama anlatımı onun için sanki bir bardağın taşımıydı;
- Evlendim, tam sekiz sene çocuğum olmadı tedavi derken birgün eşim kızıma hamile kaldı ve çok beklediğimiz fidanımıza biricik kızımıza kavuştuk. Arkasından iki sene sonra birde oğlum oldu.

On gün öncesine kadar çokta mutluyduk. Fakat on gün önce habersiz bir şekilde kızım biriyle kaçtı bizi çok kırdı çok üzüldük bize yapmamalıydı canımın sıkkın olması bundan dolayı, dedi.

Haklıydı adam haklıydı da ne denirdi ki yutkundum bir cümle kurayım demek için;
-Kaçtığı delikanlı kimdir mesleği işi gücü var mı? araştırdın mı? kötü karakterli birisi değilse adam gibi adamsa herşey yoluna girecektir, dedim.

Adamın gözlerinden boncuk gibi yaşları farkettim dışarıyı izliyor gibi yapıyordu, dediki;
- Doğduğunda 7 kurban kestim bir tanede hanım kesti. Biz kızımız için sekiz kurban kestik o bizi yere vurdu çekti gitti, mürüvetini böylemi görecektik, dedi.

Bittim işte oracıkta kaldım, direksiyonda sustum, kelimeler tükendi sanki, bir süre o sustu ben sustum bir şeyler olsada konuyu dağıtsak istedim.

Ağırdı kolay değildi adam için. İçinde bulunduğu durum zordu.

Kemküm ederek  hayırlısı olsun sıkma canını diyebildim. Ve adam şehre girişimizde burada ineyim dediğinde hala ağlıyordu.

Yaşam böyleydi iste biri gelir 90 yaşına neşesine neşe katar etrafına neşe saçar, birisinin çocuğu olmaz özlemini çeker özlemi olur 8 kurban keser, doğar el bebek gül bebek büyütülür ama o çeker gider.

Yollar hikayesiz, hikayeler yolsuz olmazmış.

Saygılarımla
Mehmet Kaya

06-05-2010

Leave a Reply